Genel Haberler Ve Duyurular

6rges1arfbfjesdxr8r3.jpg Bu kisima kendi kurumsal yazilar yazabilirsiniz yani duyurular yazacaksiniz index.php duzenleyiniz.

hosting duyurulari

yazi 1 ...

6hfa7cz0h6xm1f4xl9z.jpg ikinci duyuru

bu kisimi duzenlemeniz gerekiyor duzenlemek için index.php

yazi 2 ...

5vsv1uy2vw8o0kkn1a.jpg son duyuru

Bu kisimdan da her hangi bir duyuru veya önemli bir bilgi geçirebilirsiniz.

index.php duzenleyiniz

yazi 3 ...

CUMA YILDIRIM

Malatya Hekimhan Basak Köyü Güncel Haberler Duyurular

BASAK KÖYÜ - YOLAŞAN TV - MALATYA HEKİMHAN BASAK KÖYÜ WEB SİTESİ WWW.YOLASAN.NET - WWW.BASAKLIYIZ.TR.GG

hacım sultan

           HACIM SULTAN


Anadolu'da yaşayan büyük  Velilerden. İsmi Recep'tir. Soyu Peygamber efendimize dayandığı rivayet edilir. Doğum ve vefat tarihi belli değildir. On dördüncü asırda yaşamıştır. Hacı Bektaşi Veli’nin yakınlarındandı.

Hacım Sultan, Bektaşi Veli ile Anadolu'ya, insanlara doğru yolu anlatmak için gönderildi. Hacı Bektaşi Veli ile Hacım Sultan, Kâbe'ye doğru yola çıktılar. Günlerce süren yolculuktan sonra Kâbe-i muazzama ya geldiler. Tavaftan sonra kırk gün Arafat Dağında riyazet çekip, Allahü Teâlâdan vazifelerini yerine getirebilmek için yardım istediler. Sonra Medine’ye giderek Peygamber efendimizi ziyaret ettiler. Daha sonra Anadolu'ya gittiler. Anadolu'ya geldiklerinde Hacı Bektaşi Veli, Hacım Sultan'ı Germi yan iline gönderdi.

Hacım Sultan, Afyon kara hisar civarında bir köyde konakladı. O köyde bulunan Bağlu Baba isimli Salih ve veli bir zatla görüştü. Bu sırada köylüler gelip Hacım Sultan'a; "Ey garip! Bizim sığırlarımızı, hayvanlarımızı güt." dediler. Hacım Sultan bu isteklerini kabul etmedi ise de, ısrarlara dayanamayıp; "Madem çok istiyorsunuz, sığırlarınızı getirin." dedi. Köylü, sığırlarını toplayıp Hacım Sultan'ın yanına getirdi. Sığırlar içerisinde bir büyük kara boğa vardı. Hacım Sultan o boğaya; "Ey kara boğa! Allahü Teâlâ için sen bu sığırları akşama kadar güt!" dedi. Kara boğa bu sözleri işitince gelip, Hacım Sultan'ın ayağına yüz sürdü. Sonra kalkıp, sığırları süse süse önüne katıp götürdü. Akşama kadar güttü. Akşam olunca sığırları evine getirdi. Kara boğa sığırları bu şekilde güderken, Hacım Sultan ibadetle meşgul oluyordu. Kara boğa, sığırları öyle güdüyordu ki, sığırlar hiç kimsenin ekinine zarar vermiyordu.

Köyde yaşlı bir kadının tek ineği vardı. Götürüp sığırların yanına güdülmesi için bıraktı. Bunu fark eden Hacım Sultan kadıncağıza; "Valide! Allahü tealânın emri ile bu ineği kurt yer. Sığıra salma." dedi. Kadın onun sözlerine kulak asmayıp, ineğini sığırların yanında otlamaya gönderdi. Sığırlar otlarken kadının ineği sığırlardan ayrıldı ve başka bir yere gitti. O sırada bir kurt ineğe rastlayıp ineği yedi. Akşam olunca bütün sığırlar evlerine geldiği halde, kadının ineği geri dönmedi. Çocukları bir müddet aradılar ve ineği bulamadılar, sonunda; "O divane bu ineği satmıştır. Yoksa bu kadar aramadan sonra bulurduk." dediler.
Hacım Sultan; "Sizin ineğinizi falan yerde kurt yedi." deyince, kadının çocukları; "Kadıya gidelim." dediler. Hep birlikte kadının huzuruna vardılar. İnekleri kaybolan çocuklar kadıya:

"Efendim! Bu divane bizim sığırlarımızı güder. Fakat kendisi gitmez. Büyük bir kara boğa sürüyü güder. Bu ise bir eve çekilip orada ibadet ve riyazetle meşgul olur. Kendisine sorun ineğimizi ne yaptı?" dediler. Kadı; "Ey divane! Bunların ineğini ne yaptın." diye sordu.
Hacım Sultan; "Biz, bu ineği salma diye işin başında analarına söyledik, ikaz ettik. Allahü teâlânın emri ile bu ineği kurt yer, dedik. Sözümüze kulak asmayıp otlamaya gönderdi. Bu yüzden ineklerini kurt yedi." dedi. Kadı; "İneği kurt yediğini nereden bilelim. Eğer gören varsa getir, şahitlik etsinler." deyince, Hacım Sultan; "Evet şahitler vardır. Gidip getireyim." dedi ve getirmek için dışarı çıktı. İneğin kurt tarafından parçalandığı yerde kayalar vardı. Bir miktarını parçalayıp onlara; "Gelin ineği kurt yediğine şahitlik edin." dedi.

Taş parçaları Allahü teâlânın emri ile Hacım Sultan ile birlikte kadı huzuruna geldiler. Kadı durumu görünce hayretler içinde kaldı. Taşlar Allahü teâlânın izni ile konuşup; "İneği bizim yanımızda kurt yedi. Bu hususta şahitlik ederiz. Eğer inanmazsanız adam gönderin, ineğin başını ve derisini getirsinler. Sizler de görün." dediler. Birkaç kişi, denilen yerden ineğin başını ve derisini getirdi. İnsanlar durumu görüp hayrette kaldılar. Kadı, Hacım Sultan'ın mübarek bir zat olduğunu anlayıp, özür diledi. Hacım Sultan orada bulunanlara hayır dua etti. "Bizim vazifemiz vardır. Siz Allahü teâlâya emanet olun." diyerek o köyden ayrıldı. Bu sırada köy halkı; "Efendim bu kadar zamandır bizim sığırlarımız ile ilgilendiniz. Size hakkınızı verelim." dediler. Hacım Sultan; "Benim hakkım beni bulur." dedi. Hacım Sultan yola çıkınca, kara boğa arkasına takıldı. Köy halkı kara boğanın önüne geçip gitmemesi için ne kadar uğraştılarsa da karşı çıkamadılar.

Hacım Sultan Afyon kara hisar’a varınca, bir süre burada kaldı. O sırada Kara hisar Beyi Tokuz isimli bir şahıstı. Kara hisar halkı beyin yanına gidip; "Falan kayanın yanında bir derviş kırk gündür yemez içmez. Devamlı Allahü teâlâya ibadet eder. Yanında da kara bir boğa var." diye anlattılar. Bey; "Gelin yanına birlikte gidelim." dedi. Huzuruna varınca, Hacım Sultan onlarla bir müddet konuşmadı. Sıcak bir gündü. Herkes çok susadı. Bey, "Eğer bu mübarek bir zat ise, bize su verir. Biz de içeriz." diye içinden geçirdi. Beyin bu düşüncesi Allahü teâlânın izni ile Hacım Sultan'a malum oldu. "Ya Allah!" deyip kalktı ve elini kayaya vurduğu gibi, kayadan berrak bir su çıktı. Bunun üzerine Tokuz Bey, af dileyip; "Efendim, bizi bağışla. Dua ve himmet eyle. Bizim şeyhimiz rehberimiz ol. Sana bir dergâh yapayım. Bazı köyleri vakfedeyim. Dört-beş hizmetçi vereyim." deyince, Hacım Sultan; "Ey Bey! Allahü teâlânın emriyle hocam bana; "Senin makamın Germi yan’da Susuz denilen yerdir.
Git orada otur." buyurdu. Biz oraya gideriz. Bu pınarcık bizim yadigârımız olsun. Şimdi siz kendi yerinize gidin." dedi.

Hacım Sultan daha sonra o pınardan abdest alıp, namaz kıldıktan sonra Sandıklı'ya doğru yola çıktı. O zamanlar Sandıklı'da Hacı isimli Salih bir zat vardı. Bir gece rüyasında Peygamber efendimizi gördü. Peygamber efendimiz ona; "Ey Hacı! Bizim evlâdımızdan bir kişi vardır. İsmine Hacım derler. Var onunla yâren ol." buyurdu. Derviş Hacı uyanıp, sabah namazını kıldıktan sonra Hacım Sultan'ı aramaya başladı. Yolda giderken kendi kendine; "Acep o zatı nasıl bulurum?" diye düşünürken, bir zatın zikretmekle meşgul olduğunu gördü. Yanında kara bir boğa vardı. Yanına gidip selâm verdi. Hacım Sultan selâmı alıp; "Hoş geldin benim vefalı yârenim Derviş Hacı." dedi. Derviş Hacı; "Ey Efendim! Size kim derler?" diye sordu. Hacım Sultan; "Hacı Derviş, anamızın verdiği isim Recep'tir. Fakat hocalarım bize Hacım ismini verdiler." dedi. Derviş Hacı bunları duyunca, hemen Hacım Sultan'ın ellerine kapandı ve yârenliğe kabul etmesi için yalvardı. Hacım Sultan bir müddet de Sandıklı'da kaldı.

Bir gün Hacım Sultan'ı o beldeden kovalamak isteyenler toplanıp; "Ona söz fayda vermez. Onu dövelim. Evlerimizin yakınında onu yatırmayalım. Birkaç adamı gönderip, onu oradan kovsun." dediler. Onların bu plânı Allahü teâlânın izni ile Hacım Sultan'a malum oldu. "Kader böyle imiş bize burada rahat olmaz." dedi.

Akşam yakındı. Hacım Sultan kalkıp abdest aldı. Akşam namazını kıldı. Sonra Yâsîn-i şerif, Vakıa, Enbiya, İhlâs, Fatiha ve Bakara surelerini okuyup, Peygamber efendimizin mübarek rûh-ı şerifine, âline, eshâbına evliyanın ruhuna sevabını bağışladı. Sonra yüz kere salâvat, bin kere istiğfar getirdi. Niyet eyledi: "Burada kalmak uygun mudur?" dedi. Bir miktar uyudu. Rüyasında Peygamber efendimizi gördü ve mübarek elini öptü. Bu esnada Peygamber efendimiz; "Ey ciğerparem Hacım! Senin yerin burası değil. Senin yerin Susuz denilen yerdir. Allahü teâlânın emri ile var, orada yerleş. Hem bu kavim sizi sevmedi. Sana kastederler. Benim evlâdıma kastedenler, kötülük düşünenler yarın kıyamet gününde yüzleri kara olup, benim şefaatimden mahrum olurlar." buyurdu.

Hacım Sultan uyanınca, yanında bulunan Derviş Hacı'ya; "Rüyamda Peygamber efendimizi gördüm."Senin yerin Susuz denilen yerdir." buyurdular. Yalnız senin yerin burasıdır. Sen burada kal. Ben oraya gideceğim." dedi. Derviş Hacı; "Aman Sultanım! Ben senden nasıl ayrılırım?" deyince, Hacım Sultan; "Hayır bu, böyle olacak. Allahü teâlâya emanet ol." diyerek yola çıktı. Hacım Sultan aleyhine çalışan topluluk, onu öldürmek için geldiğinde, Hacım Sultan'ı yerinde bulamadı.
Elleri boş döndüler. Sonra bunlar, Allahü teâlânın gazabına uğrayarak bir hastalığa yakalandı ve birçoğu öldü.

Hacım Sultan Susuza vardıktan bir müddet sonra rüyasında Peygamber efendimizi gördü. Hacım Sultan Peygamber efendimizin elini öptü. Peygamber efendimiz ona; "Ey ciğerparem Hacım! Senin makamın burasıdır. Burada karar eyle. Senin ömrün burada geçer. Allahü teâlâdan razı ol. O'na tevekkül eyle." buyurdu ve bazı nasîhatlarda bulundu.
Hacım Sultan uykudan uyanınca, Allahü teâlâya şükretti.

Hacım Sultan'ın ikamet ettiği yerde Yörükler topluluğundan bozuk itikat sahibi bir grup vardı. Bir gün Hacım Sultan'ın yanına gelerek; "Sen kimsin? Nereden geldin?" diye sordular. Hacım Sultan; "Hicaz'dan gelirim." deyince; "Öyleyse buradan git. Bizim yerimizde ne ararsın?" dediler. Hacım Sultan; "Buraya Allahü teâlânın izni, Peygamber efendimizin işareti, AhmedYesevî ve Hacı Bektaşi Veli’nin duası ile geldim. Burası bizim makamımız, yerimiz oldu." buyurdu. Onlar ısrarla gitmesini, yoksa zarar vereceklerini söylediler. Hacım Sultan oradan ayrılmayınca, zarar vermek istediler. Allahü teâlânın izni ile zarar veremediler. Hacım Sultan, Allahü teâlâya; "Bunların şerrini benim üzerimden def eyle." diye dua etti. Allahü teâlâ bu kabileye bir hastalık verdi ve pek çok kimse öldü. Bunun üzerine kabilenin ileri gelenleri Hacım Sultan'dan af dilediler. Hacım Sultan da; "Allahü teâlâ üzerinizdeki belâ ve musibeti def eylesin." diye dua edince, kabile hastalıktan kurtuldu.

Kısa zamanda Hacım Sultan'ın ismi her tarafa yayıldı. İnsanlar akın akın onun ziyaretine koştular. Sevenleri bir araya gelip adına bir cami yaptırdılar. Hacım Sultan, burada ibadetle meşgul olur, gelenlere nasihat ederdi.

Horasan'da Burhan isminde zahide bir derviş vardı. Peygamber efendimizin soyundan olanları çok severdi. Daima; "Ya Rabbi! Bana bir evladı Resulün eteğine yapışmamı nasibe eyle." diye dua ederdi. Bir gece ibadetlerini yapıp uyuduktan sonra şöyle bir rüya gördü: Rum diyarına gitmişti. Diyarı Rum erenleri bir yerde toplanmışlar, ibadet ve sohbet ediyorlardı. O sırada bir derviş geldi. Nurlu bir zat olup, görenin kalbine Allah sevgisi gelirdi. Bu zat Hacım Sultandı ve Derviş Burhan'a; "Hoş geldin benim yârenim Derviş Burhan. İstiyorsan, Rum diyarında Germi yan iline gelip bizi bulasın." dedi.

Derviş Burhan uykudan uyanınca, kalbini sevgisinin doldurduğu zatı aramak için yola çıktı. Germi yan iline geldiğinde, acaba o mübarek zatı nasıl bulurum, diye düşünürken kendi kendine; "Beni ta Horasan'dan buraya çeken zat ayağına getirmez mi?" dedi. Allahü teâlânın izni ile dolaşırken yolu Hacım Sultan'ın bulunduğu yere düştü. Bir tepenin üzerinde Hacım Sultan'ı gördü. Rüyasında gördüğü zat olduğunu anladı ve hemen yanına gitti. Selâmını alan Hacım Sultan; "Hoş geldin Derviş Burhan!" dedi. Derviş Burhan, Hacım Sultan'ın elini öperek talebeliğe kabul etmesini rica etti. Talebeliğe kabul edilen Derviş Burhan, uzun yıllar Hacım Sultan'a hizmet etti.

Hacım Sultan vefatı yaklaşınca, yerine Burhan Efendiyi halife bıraktı. Susuzda vefat eden Hacım Sultan, burada defnedildi. Kabri Afyon'un Sandıklı ilçesinde Susuz diye anılan yerdedir. Vefat tarihi belli değildir.

                     EFENDİM BENİ AFFEYLE

Bir gün bazı kimseler Hacım Sultan'ın yanına, oradan gitmesini, eğer gitmezse zarar vereceklerini söylemek için birisini gönderdiler. O şahıs geldiğinde, Hacım Sultan namaz kılıyordu. Namazı kıldıktan sonra, o şahıs Hacım Sultan'ın yanına yaklaşınca, titremeye başladı. Kalbinde bu hal ile bir yumuşama meydana geldi. Yanına varıp selâm verdi. Hacım Sultan selâmını alıp; "Ey yiğit! Söyle bakalım, seni gönderenler ne dediler, dinleyelim." buyurdu. Bunun üzerine o yiğit ayağa kalkıp, Hacım Sultan'ın ellerine sarıldı; "Efendim! Affeyle. Bana beddua etme." dedi. Hacım Sultan; "Allahü teâlâ seni buraya gönderenlere de insaf versin. Ey yiğit! Evladı Resul’e tâbi ol, uy. Onları sevenlerden ol. Kimseyi gıybet etme. Çünkü Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerimde mealen; Birbirinizi gıybet etmeyiniz! (Hucurât sûresi: 12) buyurmaktadır. Şimdi git zikir ve Allahü teâlâyı anmakla meşgul ol." buyurdu. O şahıs, geri dönünce, kendisini gönderen kimselerin arasına karışmadı. Vakitlerini ibadet ve zikirle geçirdi.


1) Velâyetname-i Hacım Sultan (Ali Emîri, Millet Kütüphanesi, No: 943)
80852 ziyaretçi (193809 klik)


Copyright © 2006 wptr Türkçeleştirme - Tema Yapımcısı- Kerem YILDIRIM

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=