Genel Haberler Ve Duyurular

6rges1arfbfjesdxr8r3.jpg Bu kisima kendi kurumsal yazilar yazabilirsiniz yani duyurular yazacaksiniz index.php duzenleyiniz.

hosting duyurulari

yazi 1 ...

6hfa7cz0h6xm1f4xl9z.jpg ikinci duyuru

bu kisimi duzenlemeniz gerekiyor duzenlemek için index.php

yazi 2 ...

5vsv1uy2vw8o0kkn1a.jpg son duyuru

Bu kisimdan da her hangi bir duyuru veya önemli bir bilgi geçirebilirsiniz.

index.php duzenleyiniz

yazi 3 ...

CUMA YILDIRIM

Malatya Hekimhan Basak Köyü Güncel Haberler Duyurular

BASAK KÖYÜ - YOLAŞAN TV - MALATYA HEKİMHAN BASAK KÖYÜ WEB SİTESİ WWW.YOLASAN.NET - WWW.BASAKLIYIZ.TR.GG

Esiribaba

    ESİRİ BABA

Esiri'nin asıl adı Mehmet'tir. Babası Kasım Ağa Hekimhan'ın Hasan çelebi bucağına bağlı Basak köyü halkından olup XVIII. yüzyılda yörenin en ünlü âşıklarından biri olarak bilinen Baboğ Dede'nin dördüncü oğludur. Kasım Ağa, Baboğ Dede'nin vefatından sonra kardeşlerinden ayrılarak Basak köyü yakınlarında bulunan Güvenç köyüne yerleşmiştir.
Mehmet (Esiri) 1259 (miladi 1843)'da ailenin üçüncü çocuğu olarak Güvenç
Köyün de dünyaya gelmiştir. Köyde okuma yazma öğrenip günlerini çobanlık yaparak geçiren Mehmet, dedesi Aşık Baboğ gibi iyi saz çalar, usta malı şiirlerin yanında kendi deyişlerini de söylemeye başlayarak yakın çevresinde Aşık Mehmet olarak adını duyurur.
Bir şiirinde:
                  ''Pir elinden dolu içip mest oldum
                  Aldım sattım her kıymetten üst oldum
                  Mürşit meydanında kemerbest oldum
                  Yüzümde yedi hat ağlara düştü''

Diyen Esiri, badeli âşıklardan olduğunu belirtir.
Yine bir şiirinde:

         ''Gönül kuşu ulağına gelince  
           Âşıklar mest olur bade dolunca  
           Kaşların yayına nazar kılınca  
           Dedim Hak'tan ola yardım erenler''  

Deyişinde, bir şiirinde:

''Erenler yaktı çıramız
Çok şükür Ruşen olduk
Âşıklıkta bu töremiz
İçtik bade sultan olduk''  

Biçimindeki söyleyişinde ve:

"Âşık olmayınca bade içilmez
Okuyup yazmasan mana seçilmez
Har biten yerlerde Gülşen açılmaz 
Bülbüle bu nale Efkan elverir''

Biçimindeki söyleyişlerinden badeli âşıklardan olduğu anlaşılmaktadır.
Âşık Mehmet 20 yaşına geldiği zaman artık kabuğuna sığmaz olur ve bir gün kardeşlerine "Benim özümde muhabbet coş eyledi. Ben Hacı Bektaş-ta Feyzullah Çelebi'yi ziyarete gideceğim" diyerek köyünü terk edip Hacı Bektaş'a gider. Feyzullah Çelebi'den manevi himmet alarak âşıklığını beyan eder.
Aşığın sazını ve sözünü dinleyen Feyzullah Çelebi "Söyle Esiri'm sakla sırrımı" deyince artık şiirlerinde Esiri mahlasını kullanmaya başlar.
        Güvenç köyünde evlenen Esiri, ileri yaşına rağmen köyünü terk ederek çocuklarıyla yine Hekimhan 'ın merkez köylerinden Çulhalı köyüne yerleşir. 1329 (miladi 1913) yılında 70 yaşındayken Çulhalı köyünde vefat eden Esiri, bu köyde defnedilmiştir.
Esiri'nin şiirlerinin toplandığı iki büyük defter mevcuttur. Bunlardan biri Hamza adlı torununda kalmış, diğeri de 1952 yılında Malatya ili Yazıhan ilçesi Karaca köyünden Abdurrahman Ünlüer tarafından alınıp Ankara'da Avukat Cemal Özbey'e verilmiştir. Cemal Özbey tarafından uzun yıllar saklanan bu defter Cemal Özbey'in vefatından kısa bir süre önce 1993'te Malatya 'ya gelişinde bizzat kendisi ''yaşlandım ve rahatsızım. Bu şiirleri değerlendiremedim. Bunların kıymetini ancak siz bilirsiniz'' diyerek bana vermiştir. Halen bende olan bu defterde 250 şiir bulunmaktadır. Hekimhan ve çevresinde yaptığımız araştırmalar sonucu elimizdeki şiir sayısı 270'e ulaşmıştır. Şiirlerinin bu kadar olmadığı, sayının daha da artabileceği kanısındayız.
Cemal Özbey'e Yazıhan'ın Karaca köyünden 4.2.1956'da yazılan ve Özbey tarafından fotokopisi bana verilen bir mektupla yine Cemal Özbey'e yazılan isim yerinde bir imza bulunan tarihsiz bir mektupta belirtildiğine göre Esiri hayatında 17 defa Hacı Bektaş'a gitmiş olup dergâhtan ilgisini hiç kesmemiştir. Yine aynı mektuplardaki ifadelere göre Esiri uzun boylu, kumral, ince uzun sakallı, uzun bıyıklı bir zattır.
Bilindiği gibi Hacı Bektaş dergâhı dönemin bir eğitim kurumu niteliğindedir. Ham gelen, hizmeti ölçüsünde pişmiş döner. Hacı Bektaş'a gelen Esiri dini tasavvufi ve manevi kültürünün yanı sıra ilmini de bir hayli artırmış ve divan-gazel gibi türlerde aruz ölçüsü ile olgun şiirler yazabilecek duruma gelmiştir.         Bir şiirinde:
                                               
                                                "Batıl dava kılmam birdir pazarım
                                                 Anın için böyle sermest gezerim
                                                 Üç huruftan dört kitabı yazarım
                                                 Okudum defteri divana geldim

Deyişinde bu durumunu dile getiren Esiri'nin aynı şiirde  
                        
"Gel Esiri; oku dercet bu dersi
İsm-i azam budur ayet-ti kürsi
NeSüryanineArabîneFarsi
Aşka düşüp Türk; lisana geldim"  

Deyişi öz be öz Anadolu Türkü olan aşığın Türkçeye olan sevgisinin bir ifadesidir. Deyişi öz be öz Anadolu Türkü olan aşığın Türkçeye olan sevgisinin bir ifadesidir.

"Hep takavüt oldu dağların kışı
Ömürde görmedik böylesi kışı
Ne bir çalı kaldı ne bir taş başı
Kerem edip ihsan eyle ağ yeli

Sene bin iki yüz doksan bir tarih
Hem dasıtan olsun hem bir tavarih
Ne şiddetten gayrı candan bi zarih
Kerem edip ihsan eyle ağ yeli''

Biçimindeki söyleyişi ile miladi 1875'teki büyük kışı çarpıcı dizelerle anlatılan aşığın şiirlerinden engin bir kültüre sahip olduğu sezilmektedir.




DOSTUM

Seni reftarına intizar iken  
Yâd ellere karşı salınma dostum
On sekiz bin âlem aşikâr iken
Gizleyip sırrını bilinme dostum
 
Beni çektin gami hicran dağına
Gönül arzu çeker yeğli yeğine
Rast geldim güzellerin çağına
Oyunbazsın desem alınma dostum

Kul edip özünü pazarda sattın
Necef deryasına Zülfikar kattın
Ezelden benimle ahd aman ettin
Olur olmaz yerde bulunma dostum

Kan ederim kalbi rakip bakarsa
Acepleme fırak beni yakarsa
Mürg ü hasret sineme el takarsa
Güç olur sensiz ben olunma dostum

Esiri'yi çaker etsen kapında
Arzum kaldı dergâhında tapunda
Noksan yoktur hiç yaptığın yapında
Aşkile malamat gülünme dostum





VAH BENİ

Yalvardım Mevla'ya geçmedi dilek  
Aldı zapteyledi bu dert vah beni
Erenler de merdan yayın açmadı
Kabdan kaba soktu bu dert vah beni
 
Yalvardım Mevla'ya olmadı çare  
Yanıyor yüreğim kaynaşır yara
Ezelden yazılmış kanunu tura
Bölük bölük böldü bu dert vah beni

Kerbela'ya yolladım bir yavru emlik
Eylen dedim eylenmedi bir demlik
Dedim mahbup ne gördün benden
Kemlik Dedi kurban için ister hah beni

Esiri gel dinle emri hüdayı
Küş eyle gel Kerbela'yı nidayı
Sene seksen yedi Muharrem ayı
Bu hizmete layık gördü Hak beni  




DELİSİYİM

Bir sadık yar gördüm dalgam taşırdı  
Kınaman gaziler dem delisiyim
Alıp aklım beni derde düşürdü
Aktı didem yaşı nem delisiyim
 
Sevdaya düşürdüm sevdasız seri
Beni Mecnun etti hubların biri
Hakikatta dört kapının haberi
Dediler lem Ali zem delisiyim

Sensin var eyleyip veren nasibim
Yürekte yaraya merhem talibim
Medet mürvet güneş yüzlü habibim
Seni görmeyeli gam delisiyim

Nazar eyle şu bülbülün ötüşün
Kahpe felek niçe yıkmış örüşün
Eğer sorarsanız benzim sarışın
Mihrican dokunmuş sam delisiyim

Gel Esiri bi-bakayı yaptırma  
Bu fena dünyaya gönül kaptırma
Doğru yürü Hak ırakı saptırma
Yürektedir yaram em delisiyim  

 



PARELENDİMİ
 
(Sarı Turnam)


Fırgatlı fırgatlı ne inilersin
Sarı turnam sinen parelendi mi
Niçin el değmeden sen inilersin
Sarı turnam sinen parelendi mi

Sazım sana yad düzen mi düzdüler
Tellerini haddeden mi süzdüler
Yad el değip perdelerin bozdular
Sarı turnam sinen parelendi mi

Sana kelam söyler davudi diller
Şu senin sedana maildir eller
Göğsüne takayım alışkın teller
Sarı turnam sinen parelendi mi

Beş perdeden çalınıyor bağlama
Esip fırgatınan sinem dağlama
Bulam ustasını canan ağlama
Sarı turnam sinen parelendi mi

Niçin yas tutarsın giydin karalar
Ahiret derdine nedir çareler
Esiri der nedir derde çareler
Sarı turnam sinen parelendi mi  
80852 ziyaretçi (193808 klik)


Copyright © 2006 wptr Türkçeleştirme - Tema Yapımcısı- Kerem YILDIRIM

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=